Açıklama şu şekilde:
“Ülkemiz ekonomisi sıkıntılı bir süreçten geçmektedir. Faizlerin, enflasyonun yüksekliği ve buna mukabil kurların tedbirli konumda yer bulduğu dönem, değişik ekonomik reaksiyonlara sebebiyet vermektedir. Bu sürecin uzun süredir devam ediyor olması, kesimler arası farkları giderek açmış ve gelir dağılım düzeni bir hayli bozulmuştur. Bunun sonucunda bazı kesimler finansal fırsatlarla zenginliklerini artırırken büyük bir kesim daha dar imkanlara muhatap kılınmıştır. Bu durum önemli hacimde mutsuz bir kesimin oluşmasına sebep olmuştur.
Ekonomi yönetimi çok tedbirli davranıp tekrar geriye dönmemek anlamında bir yol izleyerek faizleri çok kontrollü bir şekilde indirme politikasını yürütmektedir. Şimdi de 250 baz puan indirim yapmış ve politika faizini 40.5 seviyesine indirmiştir. Ancak hemen fark edilecektir ki bu seviye henüz yatırım için elverişli bir seviye olmaktan çok uzaktır.
Denklemin bu şekilde olması dolayısıyla kurların düşük kalması da ihracatçıyı karsızlığa mahkum etmiş ve işlerini zora sokmuştur.
Bu dönemdeki durum çok ilginç hale gelmiştir. Adeta yeni bir ekonomik kavramsallaştırmaya gerek duyulmaktadır. Piyasalarda hem pahalılık hem hareketlilik var. Piyasalarda hem bol harcama yapan kesimler var hem darlık çeken ciddi kesimler var. Hem işletmeler pahalı hizmet sunuyorlar hem de kârlılık sorunundan şikayet ediyorlar. Mali disiplin dolayısıyla konkordatolar artıyor ve bu piyasaları moral açıdan ciddi anlamda negatif etkiliyor.
Faiz politikasının daha etkin ve başka enstrümanların daha hızlı ve yapısal reformların da daha ivedilikle devreye alınması lazım. Böylece kayıplar daha erkenden durdurulabilir ve güven artar.
TCMB Para Politikalar Kurulu’nun bu toplantısında açıkladığı 250 baz puanlık indirim bize göre daha yüksek de olabilirdi. Konunun psikolojik yönlerinin de hesaba katılması ve indirimlere daha büyük bir cesaretle devam edilmesi şarttır. OVP hedeflerinin tutması önemlidir. Ancak piyasaların da son derece daraldığını gözden ırak tutmamak gerekmektedir.”











