WhatsApp Support Line

AVRUPA'NIN DOĞALGAZ ITHALATINDA RUSYA-BATI GERGINLIĞININ SONUÇLARI

Avrupa'nın doğalgaz ithalatında Rusya-Batı gerginliğinin sonuçları

Ukrayna ve Rusya arasındaki gerilimin doğrudan bir sonucu olarak Avrupa’da gaz fiyatları yükselmeye devam ediyor. Yükseliş perşembe günü Putin’in sürpriz bir askeri operasyon ilanının ekranlarda yer almasından birkaç saat sonra başladı.

Avrupa için referans bedeli belirleyen Hollanda TFF’sinin gaz fiyatlaması hafta başından beri yükseliyor. Pazartesi gününden bu yana 1 aylık sözleşmelerde bedeller yaklaşık %50 artarak 72,6 Euro/MWh’den 108,80 Euro/MWh’ye yükseldi. Bu artışın %22’si yalnızca 24 saat içinde gerçekleşti. Bu durum enflasyon artışlarına uzunca süredir uzak kalan Avrupa için alışılmadık bir durum teşkil ediyor. İngiliz doğal gazının fiyatı %30’luk bir sıçramayla termik (birim ısı miktarı) başına 275 peni bedele ulaştığı ani yükseliş arz endişelerinin artmasına sebep olmaktadır.
 

Gazının %46’sını Rusya’dan ithal eden Avrupa’ya karşı gaz stoku, Rusya için önemli bir silah teşkil ediyor. Öyle ki bazı Doğu Avrupa ülkeleri gazının %75’inden fazlasını Rusya’dan tedarik ediyor. 2021 yılında Rusya’dan temin edilen gazın genele oranı, Almanya için %50 iken Fransa için %20, Hollanda için %36, Birleşik Krallık için %32, Macaristan, Belçika ve İtalya için %30, Türkiye için %26 olarak belirlenmiş durumdadır.
 

Elbette bu bağımlılıklar Avrupa’da benimsenen karma enerji modellemeleri ile derinden bağlantılı. 2011 tarihinde gerçekleşen Fukuşima Nükleer Felaketi sonrası nükleer enerji kullanımını yaygınlaştırma politikalarından vazgeçen Almanya, oluşan ihtiyacı çok fazla doğalgaz tüketimi ile karşılıyor. Fransa’da ise hala nükleer enerji, toplam elektrik üretiminin %88’ini sağlıyor.
 

Ancak bu bağımlılığa rağmen Batı’nın Rusya’ya, Ukrayna gerilimi sebebiyle yaptırımlarından doğal gaz ve petrol anlaşmaları da payını alıyor. Geçtiğimiz salı günü Almanya’ya bağlanması hedeflenen ve her yıl ülkeye 55 milyar küp Rusya gazının aktarılmasını sağlayacak Nord Stream 2 gaz boru hattı ile ilgili olarak Almanya ruhsat işlemlerini askıya aldığını ilan etti. Bu hat, transit geçiş sağlayan Ukrayna’dan geçmesi gereken doğalgaz oranını %60 azaltacak bir proje olarak stratejik bir öneme sahiptir. Ancak Avrupa’nın en büyük enerji operatörlerinden olan ve mezkûr boru hattında %15 pay sahibi olan EON, Nord Stream 2’nin Rusya ile gerilime malzeme yapılmaması gerektiğini söyleyerek yaptırımı protesto ettiğini bildirdi. Yine ABD Başkanı Joe Biden, boru hattını işletmekten sorumlu şirkete yönelik yaptırımları ilan etti. Üstüne ABD’li yetkililer Rusya’nın Avrupa’ya ihracatını kesmesi halinde bölgeye gaz tedarik etmeyi teklif etti. Aynı şekilde İran da ambargoların kaldırılması halinde Avrupa’ya gaz tedariki için hazır olduğunu deklare etti.
 

Avrupa Birliği, 2021 yılı içerisinde 400 milyar metreküp doğalgaz tüketimi gerçekleştirdi. Bu rakam, birlikte tüketilen enerjinin dörtte birini teşkil ediyor. Batı Rusya’ya olan yaptırımları hakkında uzun süreli hedeflere sahip olduğu takdirde bu boşluğu dolduracak alternatiflere muhtaçtır. Mevcut durumda Rusya haricinde AB ülkeleri için diğer tedarikçiler %10 civarı bir oranda diğer üye ülkeler, %24 oranında Norveç ve %11 oranında Cezayir olarak sıralanıyor. Bir diğer taraftan toplan ithalatın %20’si sıvılaştırılmış doğal gaz olarak (LNG) deniz taşımacılığı ile sağlanıyor. Bu yöntemde ABD %28’lik oranla %20’lik paya sahip Rusya’yı geride bırakıyor. Ancak bu ülkelerden ana tedarikçi olan Rusya’nın oluşturacağı boşluğu doldurması mümkün gözükmüyor. Bu anlamda daha düşük bir ithalat oranına sahip Fransa’nın %37’lik bir payla ana tedarikçisi olan Norveç'in yanı sıra Katar’dan da LNG ithal etme planları ile açığı sübvanse etme ihtimali mümkün gözükürken Almanya gibi LNG'ye yüksek oranlarda bağımlı ülkelerin nasıl bir strateji belirleyeceği merak konusu! Zira LNG, maliyetli ve sürekliliği olmayan bir sistem teşkil ederken gaz hatları ve kaynakları aracılığıyla temin için ticari ve siyasi anlamda ortaklık yapan bölgedeki diğer AB üyesi ülkeler yetersiz kalıyor. Bölgede, Rusya dışında önemli ölçüde gaz tedarik edebilen başka bir ülkenin tüm talebi karşılayacak arz oluşturma ihtimali gerçek dışı gözüküyor. LNG ise hem maliyet açısından hem de sıvıdan tekrar gaza çevirme amaçlı tesislerin yetersiz kalması sebebiyle kesin bir çözüm teşkil etmiyor. Üstelik geçtiğimiz haftalarda Doha’da bir araya gelen gaz ihracatçısı ülkeler, mevcut ortaklarıyla uzun vadeli gaz anlaşmaları imzalaması sebebiyle tedarikte oluşan boşluğu hemen sübvanse edemeyeceklerini belirtti.
 

Türkiye’de son dönemde boru hatlarıyla yapılan doğal gaz ithalatı yüzde 24,6 azalırken, LNG ithalatı yüzde 81 yükseldi. Toplam doğal gaz ithalatı ise 2021 aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,2 azalarak 6 milyar 184 milyon metreküp oldu. Bunun yanında Azerbaycan ve Rusya ile uzun vadeli doğalgaz alım anlaşmasının 2021’de sona ermesinin akabinde Azerbaycan ile anlaşmaya varılmış ancak Rusya ile henüz bir mutabakata varılamamıştı. Bununla beraber Türkiye’ye akan gaz, Atlantic 1 hattının aksine hızında bir yavaşlama olmadan devam ediyor. İlaveten Türkiye’nin sair anlaşmalarının sürmesi sebebiyle tedarik edilen gaz miktarında da gazın fiyatında da Rusya-Ukrayna çatışması kaynaklı olarak önemli bir artış henüz yaşanmadı.
 

Rusya’nın operasyonları doğrultusunda Avrupa ülkelerinin Rusya'ya yaptırımları artırarak alternatif enerji kaynakları arayışına yönelmesi bekleniyor. Bu doğrultuda alternatifler arasında yer alan Azeri ve İran gazının devreye sokulması halinde mezkûr kaynakları Türkiye üzerinden Avrupa’ya ileten hatların Avrupa’nın enerji ithalatı içerisindeki payının önemli ölçüde artması söz konusu olabilir. Bu minvalde, Güney Gaz Koridoru projesi üzerinden inşa edilen ve hali hazırda bu görevi gerçekleştiren TANAP benzeri projeler, Türkiye’nin jeopolitik önemine ve ekonomik gelirlerine çok ciddi katkılar sağlama potansiyeli barındırmaktadır. Bununla beraber İran’a karşı ambargoların kaldırılması sürecinin işlemesi ciddi ekonomik ve politik süreçler gerektirdiğinden hem Rusya ile Avrupa arasındaki diplomasinin gidişatı hem de Avrupa ülkelerinin bu yönde oluşturacakları yeni stratejilerin belirsizliği sebebiyle bu husus şu an için tahminden öteye gitmemektedir.
 

Öte yandan Türkiye ve Rusya, Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı projesinde ortak konumdadır. Bu ve benzeri projelere halihazırda iki ülke de ciddi kaynak ayırmış ve yatırım yapmıştır. Yine Türkiye’nin Ukrayna ile savunma sanayi anlaşmaları ve ticari anlaşmaları bulunmakta ve Rus turistler ülkemiz için önemli bir turizm geliri teşkil etmektedir. Dolayısıyla konu doğalgaz alımından daha geniş projeksiyonla ele alındığında, bu anlaşmazlığın uzaması halinde Türkiye’nin olumsuz etkileneceği faktörlerin çoğalması beklenmektedir. Ancak Türkiye’nin söz konusu anlaşmazlıkta denge politikasını sürdürmesi ve iki blok arasında arabulucu konuma gelmesi halinde ekonomik ve politik kazançları artacaktır.

 

Pandemi, Avrupa’nın elektronik sektöründe Asya’ya bağımlılığını göstermiş ve bu konuya dair yeni stratejiler geliştirme ihtiyacını ortaya koymuştu. Ukrayna krizi ise bölge devletlerinin doğal gaz konusundaki Rusya bağımlılığını masaya yatırmasına sebep olacak gibi gözüküyor. Bu konunun LNG ihracında en yüksek paya sahip ABD’nin kazancını artıracağı aşikardır. Almanya'nın, Bloomberg’in iddialarına rağmen alternatif enerji kaynaklarına yöneliş olmadığı sürece (-ki bu kaynakların tek başına yeterliliği önemli bir problem teşkil etmektedir) Rusya ile normalleşme sürecine geri dönmesi veya İran’ın ya da Cezayir’in yeni bir aktör olarak ortaya çıkması stratejilerinin değerlendirilmesini gündeme getirmesi bekleniyor.

 

            ERTUĞRUL KEÇECİ
 ASRİAD Genel Sekreter Vekili

02 March 2022