BASIN AÇIKLAMALARI

Ana SayfaBasın Açıklamaları

GÖÇ YA DA ALACAK TAHSİL YÖNTEMİ

GÖÇ YA DA ALACAK TAHSİL YÖNTEMİ

ASRİAD Genel Başkanı Adnan Danışman, yaptığı basın açıklamasında gündemde olan göçmen meselesini değerlendirdi.

Danışman; “Göç meselesi, zulme karşı bilinçsiz bir direniş ve ödenmemiş borçların dramatik bir tahsil yöntemidir.” şeklindeki değerlendirmesiyle konuya girerek, meselenin gerçek anlamda insani reflekslerle ele alınmasının olmazsa olmaz bir zorunluluk olduğunu iade etti.
 

Açıklamanın tamamı şu şekilde:
 

Göç meselesinin derin temellerine bakmak, belki bugünkü durumda çözüme katkı verecek politikaları üretmek açısından uyarıcı ve aydınlatıcı olabilir.
 

Şu anda göç haritasına bakıldığında görülen manzarada üst üste gelmiş birkaç resim dikkat çekmektedir. Bu resimlerin bileşiminin, göç olgusunu zorunlu kıldığı anlaşılmaktadır.
 

Öncelikli olarak göç veren coğrafyaların ortak kaderi, 18-19 YY. sömürge alanları olduğu hemen fark edilmektedir. Üstüne 20. Yüzyılın işgal ve vekâlet savaşlarının etkileri eklenmiş ve sömürge etkisi pekiştirilmiştir.     
      

Bu sömürgeciliğin çok önemli tortularından bir tanesi, açık ekonomik sömürüdür. Kaynakların ve zenginliklerin sömürü aracılığıyla egemen ülkelere transferdir. Bir diğeri ise, insani geri bırakılmışlık politikalarının devrede tutulmasıdır.
 

‘Modern sömürgecilik’ yönetim tekniği, tam da bu amaçlarla üretilmiş ve egemen olunan coğrafyadaki beşeri sermayenin kontrol altında tutulması anlamında işletilmiştir. Bunun için halklar, eğitimsiz, becerisiz bırakılıp dar kalıplara ve kısır çatışma konulara hapsedilirken, onların orada tutulması için diktatoryal yönetimler sonuna kadar desteklenerek sistem sürdürülmüştür.
 

Artık 21. yüzyılda, iletişim ve bilişimin fevkalade küreselleştiği bir atmosferde, yeryüzündeki tüm imkânları gören bu insanları yerlerindeki kıt imkânlar içerisinde tutmak artık mümkün olmamaktadır. Dolayısıyla, ekranların sunduğu parıltılı hayat, ölümüne kendine doğru çekmeye başlamıştır. Pek sonu geleceğe de benzememektedir.   
 

Türkiye gibi ülkelerin merhamet endeksli politikalarının, bu küresel sorunu çözmek için yeterli olmayacağı aşikârdır. Pratik şartlar takatleri aşmaya başlayınca başka çılgınlıkların devreye gireceği bellidir. İşin içine yine insani sorunlar girecek ve sadece farklı sınırlardan geldiği için bu insanlar bu sefer yaban ellerde sömürülmeye, istismar edilmeye ve yok pahasına çalıştırılmaya devam edecektir.” 
 

DANIŞMAN: Emperyal telakkiler ve politikalar devam ettikçe göç de devam edecektir. Demek ki sorunu çözmek için asıl mücadeleyi göçmelerle değil emperyalizmle yapmak gerekir.
 

“Hiç şüphesiz bu sorunun yönetilmesi gerekir. Hem insani değerler temelinde, hem pratik gerçekler doğrultusunda hem de takatin sınırları iyi hesap edilerek politikalar üretilmesi gerekir. Kendi yurtlarında insani bir hayat standardı en iyi çözümdür. Ancak emperyalist güçlerin o coğrafyalardan sömürü pençelerini mutlaka çekmesi gerekir. Uluslararası kurumlar, o ülkelere gerçek anlamda insani hayatın inşası için samimiyetle destek vermelidirler.
 

En son örnekler gerçek anlamda dramatiktir. Fotoğraf da çok nettir: 1991 den bu tarafa körfezde ABD başkanlığında sürdürülen işgal hareketleri, Afganistan’da devreye sokulan müfsit politikalar, Suriye’de ve yakın bölgede devreye sokulan çok yüzlü yaklaşımlar, emperyalist emellerin en yakın örnekleri oldular. Bugünkü göçlerin asıl kaynakları da buralardır. Aslında demek ki projeksiyonu göçmenlerden önce modern emperyalizme ve onun tüm araçlarına çevirmek gerekir. Zira bu emperyal telakkiler ve politikalar devam ettikçe göç de devam edecektir. Demek ki, asıl mücadeleyi göçmelerle değil emperyalizmle yapmak gerekir.
 

Doğrusu biraz daha arka plan gözlemi yaparak konu değerlendirilecek olursa görülen manzaranın şöyle olduğu fark edilecektir: Bu göç meselesi, hırsızlardan medet umarak bir kısım insanların dedelerinden çalınanların peşine düşmesi ve alacaklarını tahsil yönetimidir. Paradoksaldır ama etkilidir.
 

Bir kısım insanlar, ölümüne bir yaşama umudunun peşine düşüyorlar. Haksızlığa ve zulme isyanı, kaçarak ve sınırları aşarak gösteriyorlar. Dramatiktir ama büyük bir zorunluluğun ve çaresizliğin sonucudur.
 

Göç ve göçmen sorunu konusunda politika üretmeye, bu can yakıcı gerçekleri görmek ve ona göre hareket planları oluşturmakla başlamak gerekir. Yoksa sadece arkayı toplamakla sorunlar çözülemez.” 

28 Temmuz 2021