GÜNCEL HABERLER

Ana SayfaGüncel Haberler

CHP'Lİ MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ'DEN EKONOMİ PROFİLİ

CHP'li Mehmet Akif Hamzaçebi'den ekonomi profili
CHP'li Mehmet Akif Hamzaçebi'den ekonomi profili Resim Adı 0 Resim Adı 1 Resim Adı 2 Resim Adı 3 Resim Adı 4 Resim Adı 5 Resim Adı 6 Resim Adı 7

ASRİAD tarafından düzenlenen "Korona Sürecinde Meydana Gelen Gelişmelerin Ekonomik Analizi ve Sonrası İçin Projeksiyon" konulu telekonferansların ikinci CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin katılımıyla gerçekleştirildi.

Zoom üzerinden telekonferans sistemiyle gerçekleştirilen programında konuşma yapan CHP İstanbul Milletvekili M. Akif Hamzaçebi, gerek dünyada gerekse Türkiye'de korona sürecinde yaşanan sosyal ve ekonomik gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
 

CHP İstanbul Milletvekili M.Akif Hamzaçebi ilk olarak halen yaşamakta olduğumuz korona sürecindeki ekonomik krizin 2008 yılındaki ekonomik bunalımını geçtiğini ve 1930 yılındaki büyük buhran ile aynı seviyede olduğunu ifade etti. Mevcut kriz döneminde 55 gelişmiş ülkede yüzde 6 oranında küçülme yaşandığını, gelişmekte olan 155 ülkenin ise ortalama büyümelerinin yüzde 1 seviyesinde olduğunu dile getirdi. Hamzaçebi Türkiye'nin ise bu süreçte yüzde 5 oranında bir küçülme yaşayacağı yönünde bir öngörü bulunduğunu ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü'nün ile İngiltere, İtalya ve İspanya gibi ülkelerin korona sürecinde sınıfta kaldığını belirten Hamzaçebi, uluslararası işbirliğinin gerçekleşemediğini ve bu durumun da hayal kırıklığı oluşturduğunu ifade etti.
 

Bu kriz döneminde uluslararası kurumların ülkelerin ekonomilerini ayağa kaldıracak yardımların yapılmasının önemine değinen CHP İstanbul Milletvekili M.Akif Hamzaçebi İMF'nin politikalarını da eleştirdi. Hamzaçebi şunları söyledi:
 

"CHP olarak biz de IMF'nin politikalarına olumlu yaklaşmıyoruz. IMF size 1 dolar verir, bir sürü şey yapmanızı ister. Her ülke dünya ekonomisinin bir parçasıdır. Türkiye ekonomisi krize girerse dış ödeme yükümlülüklerini yapamaz. IMF bir destek verir ama bir program yapar. Bazı kurumların ismini vererek bunları satacaksınız şartı koyup bir cenderenin içine sokar. IMF politikası uygulayıp da düze çıkmış olan 1 tane ülke yoktur. CHP olarak IMF politikalarına sıcak bakmıyoruz."
 

Korona sürecinde Türkiye ekonomisi hakkında da değerlendirmelerde bulunan M.Akif Hamzaçebi şumları söyledi:
 

"Türkiye, dünyanın en büyük 20 ekonomisinin içerisindedir. Bu çok uzun zamandır böyledir. Bugün itibariyle hem arzda hem de talepte çok büyük sorunlar yaşanıyor. Hizmet sektörü tamamen çalışmıyor durumda. Pazartesi'den itibaren kısmen bir gevşeme olacak. İmalat sanayi uzun süredir önemli bir üretimi gerçekleştirmiş değil ama koronanın etkilerinin azalmasıyla birlikte elbette bir süreç başlayacak. Geçirdiğimiz süreçte insanlar işlerini kaybettiler. Verilen destekler yetersiz. 200 milyar TL'lik bir destekten bahsediliyor ama 10 milyarı geçmeyecek bir nakdi destek söz konusu oldu. Kalanı için de vergi ve kredi destekleri söz konusudur. Ancak bunlar geri dönüşü olacak desteklerdir. Bunları 200 milyarlık desteğin içine koyarsanız gerçekçi olmaz. İşsizlik şu anda resmi olarak yüzde 14.7'dir ancak genişletilmiş issiz tanımlamayı da dahil ettiğimizde yüzde 20'dir. 8,5 milyon işsizimiz var. Yeni işsizlik rakamları açıklandığında bu sayı 10 milyonu geçecektir. İşgücünün istihdamdan koparılmaması çok önemlidir. İşsizlik Fonu'nda bulunan para geçen yıl itibariyle 131 milyar TL'ydi. Bunları bu dönem kullanmamız gerekiyordu. Asgari ücretler seviyesinde en az 2-3 ay boyunca işsizlere ödeme yapılması gerekiyor. Bu ödemeyi işveren üzerinden yapmak gerekir. Bu para işçinin eline geçerse iç piyasada talep olarak geri dönecektir. Kirasını ödeyemeyen esnafa kira desteği yapılabilir. Esnafa açılan krediyi bütün esnaf alamıyor. Bütçede kaynak yok. Esasında hiçbir ülke böyle bir krizi öngörüp de kenara para ayırmış değildir. Bütün dünya birbirine borçludur. Türkiye de borçlu. Türkiye'nin hatta kamu borcu düşüktür ama ekonominin toplam borcu yüksektir. Biz 2018 sonlarında bir daralma yaşadık. Ekonomimiz yüzde 2.8 daraldı. 2019'un 3'ncü çeyreğinde 0.1'lik büyüme gerçekleştirdik. Son çeyreğinde ise yüzde 6'lık bir büyüme yaşadık. Tam işler yoluna giriyordu ki korona sürecine girdik. 2018'in temmuz ayında Berat Albayrak bir program ilan etti. Dışarıdan borçlanma yapmayacağı dedi. Cari açık vermeyeceğiz ve faizler düşecek dedi. Bu program uygulanabilir miydi? Baktığımızda Türkiye ekonomisinin hem özel sektör hem de kamu sektör itibariyle dış borç almadan yaşayamayacağını gördük. Cari açık vermeyeceğiz hedefi zor bir hedeftir. Türkiye'nin yıllık borç bakımından 220 milyar dolarlık bir dövize ihtiyacı vardır. 2019'da cari fazla verdik ama bu gerçekçi değildi. Merkez Bankası faizlerinin düşürülmesiyle ekonomide yatırımların artacağı beklentisi doğru değildi. Yatırımlar sadece faize dayalı bir sistem değildir. AK Parti'nin en başarılı dönemi 2003-2007'dir. Bu dönemde reel faizler yüzde 10 seviyesindedir. Ama buna rağmen yatırımlar yüzde 15 oranında artmıştı. Yatırımı belirleyen daima beklentilerdir. Beklentiler olumlu değilse ve geleceğe yönelik iyi bir işaret görülmüyorsa insanlar beklemeyi tercih ederler. Türkiye şu anda bu durumda. Bir yandan faizi aşağıda tutuyoruz (dünyada da bu durum böyle) bir yandan da döviz kurunu da aşağıda tutmaya çalışıyoruz. Bunu da Merkez Bankası'nın rezervini satarak aşağıda tutmaya çalışıyoruz. Buna rağmen döviz artıyor.  Sadece şubat ayında hazine bonolarında yabancının payı yüzde 9.9 iken Nisan'da 5.7'ye inmiş durumdadır. Yabancılar ülkemizden gidiyor. Bizim vatandaşlarımız da TL'ye güven duymadığı için parasını Dolar'da ya da Euro'da tutuyor. Şu anda bankalardaki mevduatın yüzde 51'i yabancı para şeklinde duruyor. İnsanlarımız tasarrufun nerede güvende olduğuna bakıyor. Türk ekonomisindeki temel mesele güvendir. Son 10 günde bankalardaki döviz mevduatından da 1.5 milyar dolarlık bir para çekimi oldu. Bu paranın ne olduğunu bilmiyoruz. Ekonomimiz açısından, geleceğe bakışımız açısından bu durum çok büyük risk oluşturuyor. 2019'da Merkez Bankası kaynaklarına başvurulmaya başlandı. Merkez Bankası'nın 40.8 milyar TL'lik ihtiyat akçesi hazineye aktarıldı. Bu, para basmakla aynı şeydir. Diğer gelişmeleri de göz önüne aldığımızda güven veren yeni bir ekonomik programı açıklamaya ihtiyacımız var. Ne kadar bütçe açığı vardır, ne kadar harcama vardır, enflasyon hedefi, istihdam hedefi ne olacaktır gibi unsurları açıklayacak saydam bir politikaya ihtiyacı vardır. Türkiye'nin çok güçlü bir özel sektörü vardır. Krize uyum kabiliyeti olağanüstü ölçüde bulunan bir özel sektörümüz var. Bütün gücümüzü seferber ederek iktidar muhalefet ayırt etmeksizin elbirliğiyle çalışmaya ihtiyacımız vardır" dedi.
 

Programa katılan iş insanlarından birinin chat üzerinden sorduğu "Eğer iktidarda siz bulunsaydınız Korona sürecindeki ekonomi politikasını nasıl daha dinamik hale getirebilirdiniz? sorusu üzerine CHP İstanbul Milletvekil M.Akif Hamzaçebi şunları söyledi:
 

Biz ülkemiz kaynaklarını iyi kullanamadık. Merkez Bankası'nın korona öncesi süreçte kullandığı kaynaklar bize bugün için lazımdı. Geçmişte bu kaynakları çok gelişigüzel harcadık. Türkiye'nin kaynağa ihtiyacı va paraya ihtiyacı var. Bize döviz lazım. Bu döviz Türkiye'de yoksa dışarıdan gelmek zorunda. Yabancılar Türkiye'den gidiyor. Yabancıların dönüşünü sağlamak lazım. Borsaya girmelerini sağlamak, bankalara döviz mevduatını geri döndürmemiz lazım. Kredi Garanti Fonu rakamı 20 milyar TL'den 30 milyar TL'ye çıkarıldı. Bu rakamı ben olsam çok daha yukarıda tutardım. Merkez Bankası kaynaklarını buraya yönlendirip belki 100 milyar TL'ye çıkarmamız lazımdır. Türkiye ekonomisinin yüzde 99'u KOBİ'lerden oluşur. KOBİ'leri ayakta tutmamız gerekir. Kredi Garanti Fonu da bunun için var. Neredeyse her isteyene bizim kredi vermemiz lazım. Şu anda böyle bir durum söz konusu değil. İkinci husus, çalışanların istihdamını korumamız lazım. İşsizlik Fonu'ndaki 131 milyarlık kaynağının bir bölümünü işverene destek sağlamak amacıyla kullanmalıyız. Bütün bunları kuşatacak bir destek programına ihtiyacımız var. İşveren ve işçiler daha dinamik destek almak zorundadır. Arz ve talep zinciri kırılmadan, güven sağlamak amacıyla önümüzü görecek yeni bir ekonomik programa ihtiyacımız vardır. CDS denilen Uluslararası Risk Birimi var. Türkiye'nin olduğu grupta 6-7 ülke var. İlk sırada Kolombiya, ikinci sırada Arjantin, sonra da Türkiye var. Türkiye en kötü risk grubunun içinde yer alıyor. Risk birimi bu kadar yüksek olan bir ülkede yabancıları tutamazsınız. Güven, uzun vadeli politikaların sonucunda ortaya çıkar. Bizim bu güveni oluşturmamız lazım. Bizim inşaat gibi yatırım potansiyelinin orta seviyelerde olduğu sistemden teknoloji üretmeye yönelik planlamalar yapmaya yönelmeli ve sanayimizi yüksek teknolojilere göre hazırlamalıyız. Bizim büyük dönüşüme ihtiyacımız var. Bu dönüşümü gerçekleştirebilirsek bugün yaşadığımız cari açığa maruz kalmayız."
 

Bir başka iş insanının sorduğu global ekonomi sistemindeki sorunlara ilişkin soru üzerine M.Akif Hamzaçebi, "Şu an dolar rezerv para niteliğinde. Ama çok uzak olmayan bir gelecekte Dolar rezerv para olma niteliğini kaybedecek. Bu durum özellikle Çin'in gelişmesine bağlı durumda. Çin'in refah seviyesi arttıkça siyasi rejimi de değişecektir. ABD istediği kadar para basıyor ama ona rağmen diğer ülkelerin paraları karşısında değer kazanıyor. Dünya bu kıskaçtan kurtulmak zorundadır" diye konuştu.
 

Programın sonunda "Özel sektördeki işletme sahiplerine neler tavsiye edersiniz?" sorusuna karşı ise M.Akif Hamzaçebi sabırlı ve inançlı olmak gerektiğini, kendisinin Türkiye'nin geleceğini parlak olarak gördüğünün altını çizerken "Ben Türkiye'nin geleceğini olumlu gören bir insanım. Türkiye de iyiye gidecektir. Ara ara sıkıntılı dönemlerimiz olabilir. Çok krizler yaşadık. Önemli olan ulusal birlik ve bütünlüğümüzdür. Bunu muhafaza etmemiz gerekir." diyerek sözlerine son verdi.
 

Oldukça büyük ilgi gören program sonunda ASRİAD Genel Başkanı Adnan Danışman tarafından CHP İstanbul Milletvekili M.Akif Hamzaçebi'ye dijital bir teşekkür plaketi sunuldu.
 

10 Mayıs 2020